Alkolik olduğu gerekçesiyle CIA’deki işinden kovulan emekli ajan Ozzie Cox, intikam almak için bildiği gizli bilgileri bir cd’ye kaydeder.
Cox’un boşanmanın eşiğinde olduğu eşi Katie, cd’yi çalar ve gittiği spor salonunda unutur. Salonda çalıştırıcı olan Chad ve aynı yerde yönetici olarak çalışan Linda, Chad’in tesadüfen bulduğu cd ile Cox’a şantaj yapmaya başlarlar. İşin içine bir de Katie’nin birlikte olduğu federal ajan Harry girince olaylar daha karmaşık bir hâl alır.İhtiyarlara Yer Yok ile en iyi yönetmen heykelciğine ulaşan Coen Kardeşler’in kara-komedi olan yeni filmi Burn After Reading‘in prömiyeri Ağustos ayında Venedik Film Festivali’nde yapıldı. Hafif ama eğlenceli ve zekice bir komedi.

Hollywood’un en popüler çiftlerinden biri olan Tom Cruise ve Katie Holmes şaşırtmaya devam ediyor…
Hollywood’un ‘altın çifti’ Tom Cruise ve Katie Holmes‘dan ilginç açıklama. Ünlü çift, tıpkı “Paris’te Son Tango” gibi erotik bir filmde birlikte oynamak istediklerini söyledi.
Çifte yakın bir kaynak Tom ve Katie’nin birlikte kamera karşısına geçmek için tıpkı Bertoluci’nin yönettiği başrollerini Marlon Brando ile Maria Schrader‘in üstlendiği “Paris’te Son Tango” benzeri seks sahneleriyle dikkat çeken bir filmde oynamak istediklerini söyledi. Aynı kaynak “Tom gerçekten de bu tür cinsel içerikli sahneleri olan ama aynı zamanda iyi bir öyküye ve senaryoya sahip bir proje peşinde” diye konuştu. Tom Cruise, eski eşi Nicole Kidman ile olan evliliği sırasında Stanley Kubrick‘in yönettiği Eyes Wide Shut (Gözü Tamamen Kapalı) adlı filmde bu tür cüretkar sahnelerde rol almıştı.
Kaynak: Hürriyet

26 Kasım Çarşamba günü yapılan basın toplantısına film ekibinden Murat Saraçoğlu, Tarık Akan, Şerif Sezer, Levent Tülek, Zuhal Topal, Halil Kumova, Yeşim Ceren Bozoğlu, Barış Üregül, Deniz Arna ve Cemile Nihan Turhan katıldı. Oyuncular filme katılmalarında en büyük etkenin senaryonun etkileyiciliği olduğunu söylediler.

“Uzunca bir aradan sonra böylesine etkileyici bir senaryoyu geri çeviremezdim” diyen Tarık Akan, “YOL” filminden seneler sonra Şerif Sezer’le birlikte kamera karşısına geçmekten oldukça memnun olduğunu belirtti. Oğlu Barış Üregül’ün meslek olarak sinemayı seçmemesine rağmen ilk kez bir filmde rol almasından ve ilk rolünü de kendisiyle paylaşmasından ötürü heyecanlandığını söyledi. “Köklerimizi canlandıracak olan insanların bizim kendi köklerimiz olması beklediğimiz bir şey değildi, ama iyi ki de böyle oldu.” diyen usta oyuncunun yakışıklılıkta kendisini aratmayan oğlu Barış Üregül de böyle bir birlikteliğin sadece “DELİ DELİ OLMA” filmi için geçerli olacağını belirtti.
Senaryoyu oldukça kısa bir zamanda okuduğunu söyleyen Şerif Sezer, çok etkilendiğini ve hemen rolü kabul ettiğini belirterek bir sinema filmi için bu yıl ikinci kez Kars’ta bulunmaktan keyif alacağını, Tarık Akan ve kendisinin kar ve zor şartlara alışık olduğunu söyledi. Şerif Sezer de Tarık Akan gibi kendi kızıyla kamera karşısına geçecek olmanın apayrı bir mutluluk ve heyecan yarattığını dile getirdi.

Tarık Akan ve Şerif Sezer Çocuklarıyla Aynı Filmde
Sinemamızın usta ve emektar oyuncuları arasında başı çeken, canlandırdığı onlarca unutulmaz karakterle hafızalara kazınan Tarık Akan, birkaç yıllık aradan sonra sinemaseverlerle “DELİ DELİ OLMA” filmiyle buluşuyor. Son yıllarda canlandırdığı başarılı karakterlerle adından sıkça söz ettiren değerli oyuncu Şerif Sezer, bir kez daha Tarık Akan’la aynı filmde rol alıyor. Filmin sinemaseverlere bir de sürprizi var. “YOL” filminden seneler sonra tekrar birlikte kamera karşısına geçecek olan Tarık Akan ve Şerif Sezer’in filmdeki gençlik sahnelerini kendi çocukları Barış Üregül ve Deniz Arna canlandıracak.
Murat Saraçoğlu’nun Üçüncü Filmi
“DELİ DELİ OLMA”, son dönemin ses getiren yapımları arasında yer alan “120” ve “O… Çocukları” filmlerini yöneten Murat Saraçoğlu’nun üçüncü uzun metrajlı filmi olacak. “DELİ DELİ OLMA” filminin, çarpıcı senaryosu ve oyuncu kadrosu ile gelecek senenin ses getirecek filmlerinden birisi olması bekleniyor.
*Deli Deli Olma! — Kars’ta “aklını başına al” anlamında kullanılmaktadır.
Konusu:
“93 Harbi” sonrasında Çar’ın Rusya’da yaşamasını istemediği Malakan kavminin bir kısmı Kars’a göçe zorlanır. Göç edenler arasında Mişka’nın (Tarık Akan) ailesi de vardır. Filmde Mişka 70’li yaşlardadır. Bir zamanlar köyün değirmenini işleten Mişka, modern makineler çıktıktan sonra, işini yapamamış ve maddi sıkıntıya düşmüştür. Köyün huysuz ihtiyarı Popuç (Şerif Sezer), Mişka’dan nefret eder ve köyde yaşamasını istemez. Köylüler bir zarar görmedikleri hatta sevdikleri kendi halinde, barışçı, yardımsever Mişka ile Popuç arasında kalmışlardır. Popuç, oğlu Şemistan (Levent Tülek), gelini Figan (Zuhal Topal) ve üç torunuyla yaşar. Torunlarından en küçüğü Alma dik başlı, sevecen bir kızdır ve doğuştan iyi bir müzik kulağına sahiptir. Alma’nın öğretmeni Metin, Alma’daki yeteneği fark etmiştir ve kesinlikle değerlendirilmesi gerektiğini düşünür. Alma ve Mişka arasında sıcacık bir dostluk vardır. Metin öğretmenin uğraşları sonucunda Alma konservatuar sınavlarına girer…
Mişka hastadır. Köyde Mişka’nın yakında öleceği konuşulur. En sonunda iki yaşlı geçmişlerini sorgularlar ve aralarındaki büyük sır ortaya dökülür.

Fotoğraflar: picasa.google.com
“Gökdelenler kendilerini, inşaat süresince kaba strüktür dokuları ile ele verir. Dev çelik örgü etkileyici gözükür. Dış duvarlar yerine koyulmaya başladığında, tamamen sanatsal tasarıma dayanan strüktürel sistem, anlamsızlık kaosunun ve entipüften formların arkasına saklanır. Bu eski formların sorunlarını çözmekle uğraşmak yerine, çok yeni sorunların niteliğinden yeni formlar geliştirmeliyiz. Dış duvarlar yerine bina iskeletini hafiflettiği için bugün daha kullanışlı olan cam kullanıldığında, yeni strüktür prensiplerini net bir şekilde görebiliriz. Cam kullanımı yeni çözümler getirir.” Mies van der Rohe. Martin Pawley’den, giriş ve notlar. Library of Contemporary Architects: Mies van der Rohe, s12.
50. yaşını kutlayan Seagram Binası, açıldığı 1958 yılından bu yana mimarının ünlü “less is more” sözünü haklı çıkarırcasına, en ince detayına kadar zarif ve pür güzelliğini koruyor. Kimi zaman önemli dizi ve televizyon şovlarında yardımcı rolü de üstlenen bu zarif, bronz güzellik, Empire State Binası, Flatiron Binası ve Chrysler Binası gibi diğer anıtsal ikonlarla birlikte Manhattan’ın önemli mimari yapıları arasında sayılıyor.
Her gün 52. Cadde, Park Avenue üzerinde konumlanan şaheserin meydanına, güneşe tapar gibi yüzlerce mimari turist akın ediyor. Dünyaca ünlü Alman mimar Ludwig Mies van der Rohe’nin, Pritzker Mimarlık Ödüllü Laureate Philip Johnson ile birlikte tasarladığı binanın yapımı yaklaşık 4 yıl sürdü.
Strüktürün, Avrupa’dan taşınan gösterişli tasarımı ve klasik, hafifletici zerafeti, Birleşik Devletleri etkisine alarak mimari çevrede sonsuza dek sürecek bir değişimi beraberinde getirdi.
Bina inşa edildiği dönemde, tasarımında kullanılan pahalı malzemeler ve cömert iç dekorasyonu –bronz, traverten ve mermer- nedeniyle dünyanın en masraflı gökdeleniydi. 36 milyon Dolar’a mal olan gökdelenin yapımında yaklaşık 1.450 ton bronz kullanıldı.
Röportajı sırasında “Seagram Binası, bronz duvarlarıyla metropolitan şehrin ilk modern binası,” diyen Seagram’ın gayrimenkul yöneticisi Frank Farella “Pek çok mimar kopyalamaya çalıştı, fakat hiçbiri onunla karşılaştırılamaz,” açıklamasında bulundu.
Uluslararası Mimarlık Stili’nin katışıksız manifestolarından biri olarak anımsanan ofis kulesinin cephesinde birbirinden bronz renkli L profiller ile ayrılan bronz bantlar ve amber renkli camlar kullanıldı, New York Times’ın “Milenyumun Binası” ilan ettiği Seagram, ilk bronz giydirme cephesine sahip gökdelen ve muhtemelen de türünün son örneği olacak. Mies benzer çelik L profilleri ilk kez 1951 yılında Chicago, Lake Shore Drive’daki bir konut kulesinde kullanmıştı.

Farella “Bugün herhangi bir modern gökdelene baktığınızda, cephesinde bronz kullanılmış olan bir tane bina dahi bulamazsınız. Bakır işleme tesisi yeterince büyük olmadığı için bakır üretilemiyor ve bu malzemeyi kullanarak yapı yapmak da milyarlarca Dolar’a mal oluyor,” diye ekliyor.
Dünyanın en büyük içki üreticisi Kanadalı Seagram & Sons firmasının merkez ofisi olmak üzere tasarlanan bina, bugün 65.000 m²’lik alanda çok sayıda uluslararası ticari kuruma ev sahipliği yapıyor. Bu kurumlar arasında önemli bankalar (9. katta Wachovia Bank) ve finans enstitüleri de yer alıyor. 2000 yılında RFR Realty tarafından satın alınan Seagram her gün yaklaşık 3.000 çalışan tarafından kullanılıyor.
Cadde seviyesinden bakıldığında binanın meydanı oldukça etkileyici bir manzaraya sahip. İşlek caddeden içeriye çekilerek oluşturulan bu geniş açık alanda 21 metre uzunluğunda ikiz havuzlar yer alıyor. 1961 yılında, New York şehrine çoğu ofis bölgesini yeniden şekillendirmek konusunda ilham veren bina, yeni projelerde benzer açık mekanların kurgulanmasında da teşvik edici oldu.

Çalışanların öğlen randevuları, yaz aylarında mini konserler ya da kış aylarında yıllık tatillere denk gelen, ağaçların ışıklandırıldığı festivaller için kullanılan kamusal alan sosyal bir merkez haline geldi. Zaman zaman sanatçılar ve heykeltraşların çalışmaları da burada sergileniyor.
Binanın zemin katında bulunan ve Philip Johnson tarafından tasarlanan Four Seasons Restaurant bugüne dek en az kendi kadar ünlü pek çok ismi -eski başkan John F. Kennedy, hayırsever Brooke Astor, ünlü aktörler Spike Lee ve Denzel Washington- ağırladı. Four Seasons’ın iki yemek salonunu birbirinden ayıran koridorda Pablo Picasso’nun orjinal “Le Tricorne” tablosu bulunuyor.
2006 yılında National Register of Historic Places listesine de eklenmesiyle birlikte resmi bir referans noktası (landmark) haline gelen Seagram Binası’nın bu ünvanı almasıyla birlikte tüm süslemeleri en ince detayına kadar -aydınlatma elemanları, donanım ve banyo tesisatı dahil olmak üzere- orijinalleri ile değiştirildi.
“Lobide herhangi bir cilaya dokunamazsınız. Percerelerdeki jaluzilerin hepsi aynı ayardadır: Ya hepsi kapalı ya yarı açık ya da tamamen açık. Meydandaki gingko ağaçları bile tescillenmiştir.”

Seagram Binası aynı zamanda American Institute of Architects, New York State Association of Architects, Municipal Art Society ödüllerine layık görüldü. 2008’in başında da 50 yaşındaki yapı, gayrimenkul sektörünün en prestijli ödüllü olan BOMA/NY Pinnacle Award’la onurlandırıldı.
Farella Seagram için “Belki de dünyadaki en çok fotoğrafı çekilen binalardan bir tanesidir,” diyor.
Bugün, mimarlık öğrencilerinin modern mimarlık stiline örnek olarak incelediği bina için, The NYC & Company, New York State and American Institutes of Architects, Landmark Commission ve uluslararası tasarım gruplarının sponsor olduğu ve dünyanın pek çok yerinden mimarın katıldığı turlar düzenleniyor.

Copper Development Association’ın batı bölgesi yöneticisi mimar Wayne Seale “Yıllar sonra Seagram Binası hala zamanımızın klasik mimari ikonlarından bir tanesi. Bronz cephe hoş bir şekilde yaşlanıyor, bilmeseniz binanın yarım asırlık olduğunu tahmin edemezsiniz.” diyor: “Keşke hepimiz 50 yaşında bu kadar güzel görünsek!”
Tarihe yaptığı mimari katkının yanı sıra Seagram Binası dev ekranda da gösterilerek , “Breakfast at Tiffany’s” “The Best of Everything” ve “Birth” gibi filmlerde de rol oynadı. 2008 baharında gösterime giren, Julia Roberts ve Clive Owens’ın rol aldığı “Duplicity” filmi Seagram Binası’nın içinde çekildi, 20. kattaki ofis, film için birkaç günlüğüne sete dönüştürüldü.
Farella, “Her hafta en az 2-3 mekan dedektifinden* telefon alıyorum. Bina tamamen filmler tarafından bloke edilmiş durumda. Ben sadece bir bina yöneticisi değil aynı zamanda yer bulucusu koordinatörüyüm!” diyor.
Sokak köpekleri otelde
Sokaklardan topladıkları düzinelerce sahipsiz köpeği terk edilen bir otele yerleştiren 2 yetim kardeşin öyküsünü konu alan ve 13 Mart’ta sinemaseverlere sunulacak olan “Hotel for Dogs”un başrolünü Emma Roberts üstlendi.
Lois Duncan’ın aynı adlı kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini, “görsel efektler uzmanı” olarak adını duyuran ve ilk kez bu filmde yönetmenliğe adım atan Thor Freudenthal yaptı.
Ozan ve Atilla köy köy gezip köy yaşantısı, yöresel yemek tarifleri gibi konuları çekerek TV programı yapan iki arkadaşlardır.Bir gün Dikilinin gizemli bir köyüne gelirler. Orada Emine Teyzenin esrarengiz şerbetinden içen Ozan’ın hayatı değişir. Bu değişikliğe anlam veremez. Anlamaya çalışırken ölümsüz olduğunu fark eder. Köyü terk etmek isterler ama şerbetin bir etkisi de içenlerin köyü terk edememesidir.
Şerbetten içmemiş olan Atilla arkadaşını orda bırakarak kaçıp gider. Ozan köyde yalnız başına kalır. Köyün muhtarı Hulusi Dede ona yardımcı olur, onu teselli eder.
Bir süre sonra kız arkadaşı Duygu da yanına gelir. Fakat Ozanın ölümsüz olduğunu öğrenmesi yaşadığı olaylara anlam verememesi kafasını iyice karıştırır ve Ozanı terk edip o da köyden gider.
Bir süre sonra tek ölümsüzün kendisi olmadığını, bu köydeki herkesin Emine Teyzenin şerbetinden içmiş olduğunu fark eder.
Köy muhtarı Hulusi Dedenin rehberliğiyle bu köyde yaşamanın bir fırsat olduğunu, ölümlü kısa hayatında yapmak isteyip de zaman sınırlılığından yapamadığı her şeyi burada yapabileceğini öğrenir.
Bu köyde herkesin bir listesi vardır ve sırayla daha önceki hayatlarında yapamadıklarını burada yapmaya çalışmaktadırlar.
Zaten başka çareleri de yoktur. Ozan da kendisine bir liste yapar ve Hulusi dedenin yardımlarıyla listesindekileri gerçekleştirmeye başlar.
Üye Girişi
Sponsor Baglantilar
- Kurtlar Vadisi Filistin İzle
- Tarzan x18 Türkçe Dublaj Full İzle
- Despero (2008)
- Yağmurdan Sonra İzle
- Şeytanın Pabucu İzle
- Vali İzle
- Ayakta Kal İzle
- Kadri’nin Götürdüğü Yere Git İzle
- Bay Evet - Yes Man İzle
- Davetsiz Gelen 2 İzle
- Emmanuelle A Time To Dream İzle (3)
- mesari: teşekkür ederim
- Süper Ajan K9 İzle (2)
- Yıldızlar Takımı 3 Mezuniyet Yılı - High School Musical 3 Senior Year İzle (1)
- irem: hıgh school musical sizi çok seviyorum ozelikle troy ve gabrellayı
- Mustafa Vizyonda (1)
- abdullah: çok güzel fim devamını sabırsıslıkla bekli yo olucam
Kategoriler
Yerli Filmler
- Yağmurdan Sonra İzle
- Şeytanın Pabucu İzle
- Vali İzle
- Ayakta Kal İzle
- Kadri’nin Götürdüğü Yere Git İzle
- Süt Fragman İzle
- Sonbahar İzle
- Adanalı 1.Bölüm Fragmanı izle
- Gece Sesleri 9.Bölüm izle
- Mustafa İzle
- Muro Filmi İzle
- Dudaktan Kalbe 49.Bölüm izle
- Elveda Rumeli 46. Bölüm İzle
- Kavak Yelleri 63. bölüm İzle
- Gece Gündüz 17. Bölüm izle
- Osmanlı Cumhuriyeti izle
- Süper Ajan K9
- A.R.O.G izle
- Öldür Beni Fragman İzle
- Destere Fragman İzle
- Osmanlı Cumhuriyeti Fragman İzle
- Son Buluşma İzle
- Aşk Tutulması Vizyonda İzle
- 100 Numaralı Adam İzle







